Serhat İLHAN

Serhat İLHAN


Öğretmenlik Salih Amelimizdir

19 Nisan 2026 - 22:07

Öğretmenlik Salih Amelimizdir
Yaşanan acıların ardından yeniden düşünmek: Daha iyi bir gelecek için hepimize düşen sorumluluklar.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan o üzücü olayların ardından insanın içinden uzun uzun konuşmak gelmiyor.
Çünkü bazı acılar, anlatmaktan çok düşündürür.
Ve bazen mesele, olanı tekrar tekrar anlatmak değil; bir daha olmaması için ne yapacağımızı konuşmaktır.
Bugün dönüp kendimize sormamız gereken soru çok açık: Biz nerede eksik kaldık?
Öğretmen, bu toplumun en kıymetli emanetlerinden biridir. Bir çocuğun hayatına dokunan, onu sadece akademik olarak değil insan olarak da şekillendiren kişidir.
Ama bu sorumluluk sadece öğretmenin omzunda değildir. Aile de bu sürecin içindedir, toplum da.
Tam da bu noktada izlediğim bir konuşmada çok çarpıcı bir vurgu vardı. Çocuğa verilen eğitimin, anlatılan bilgilerden çok çocuğun kendisini nasıl hissettiğiyle ilgili olduğu söyleniyordu.
Bir çocuğun “ben değerliyim” duygusunu yaşaması, anlaşıldığını hissetmesi ve güvende olduğunu bilmesi… Eğitimin asıl başlangıcı burasıdır.
Bugün çocuklarımızı büyütürken onlara neyi öğretiyoruz? Sınav kazanmayı mı, yoksa kendini hayata hazırlamayı mı?
Eski Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk hocanın bir konuşmasından güzel bir kesit her şeyi özetler nitelikte:
O çocuk sonuçta yıllarca odaya kapanıp sınava hazırlanır, sınavda da başarılı olur ve kutsanır o çocuk. Halbuki bu çocuk bütünsel olarak duygusal, duyumsal, hareketsel, iç güdüsel olarak yetişmemiştir. Terbiyesi noksandır ve bu çocuk; bayram bilmez, cenaze bilmez, misafir bilmez. Ondan sonra da ben tamamlandım der. Sahte bir tamamlanmışlık duygusu elde eder. Anne baba da toplum da bunu doğrular ve böylece sizin eğitim sisteminiz sakat şeyler,  ürünler doğurur. Bir öğrencim olan bir okul müdürünü ziyarete gittim. Devlet okullarında zaman zaman çalışmalar yapıyoruz. Bir veli ile bir öğretmen kavga ediyorlar koridorda. Öğretmen diyor ki Çocuğunuzun kullandığı kelimeleri duysanız, bilseniz diyor. Ben müdahale ettim diyor. Gerçekten uygun değil diyor. Sen ne öğretmenisin diyor. Matematik diyor, matematiğini öğret ve çık diyor . Benim çocuğumun terbiyesi sizden sorulmaz diyor. Şimdi bu ilişkiyi biz tabiatını, hamurunun mayasını bozduk. Bozarsanız bunu düzeltmek mümkün değil. Çünkü bu bozukluk tohuma kaçmış. Herhangi bir meslektaşım öğretmenliğe, çocuklara, öğrencilere bir şey vermek olarak, bir şey öğretmek olarak görüyorsa zaten bitmiştir öğretmenlik.



Bu konuşmanın geçtiği video sosyal medyada gündem olmaya başlamışken  cuma günü cami imamından yüzümüze tokat gibi çarpan bir hadise dile getirildi .
Mahallede 30’lu ve 40’lı yaşlarda toplumca benimsenmiş gözde mesleklere sahip iki kardeşin babası vefat etmiş. Hocanın kapısını çalmışlar. Hocam biz şimdi ne yapacağız yol yordam bilmiyoruz. Ne kadar acı değil mi? Kimsenin cenazesine, düğününe, hastasına gitmemiş olan gençler babalarının vefatı ile ne yapacakları konusunda yol yordam bilmiyor...

Bir çocuğun öğretmenine bakışı çoğu zaman evde gördüğünün bir yansımasıdır.
Eğer evde öğretmen küçümseniyorsa, çocuk okulda saygı duymaz. Eğer evde değerler konuşulmuyorsa, okul tek başına yeterli olamaz.
Bu yüzden mesele sadece eğitim sistemi değil, birlikte kurduğumuz hayatın dilidir.
Medyanın öğretmenlerin kıymetine dair vurguları önemlidir; ancak asıl değer gündelik hayatta ortaya çıkar.
Bir velinin yaklaşımında, bir öğrencinin davranışında, bir toplumun dilinde… Asıl ölçü burada.
Diyanet hutbelerinde sıkça geçen bir kavram vardır: salih amel. İnsana ve topluma fayda sağlayan doğru davranış.
Bir çocuğa doğruyu öğretmek, onu hayata hazırlamak… Bundan daha büyük bir salih amel var mı?
Öğretmenlik bu yüzden sadece bir meslek değildir. Bir sorumluluk, bir emanet ve bir inşa sürecidir.
Ama bu inşayı tek başına öğretmenden beklemek, onu yalnız bırakmaktır.
Anne-baba olarak görevimiz sadece başarılı değil; saygılı, dengeli ve bilinçli bireyler yetiştirmektir.
Toplum olarak görevimiz ise değerleri sadece hatırlamak değil, yaşatmaktır.
Eğitim sadece okulda verilen bir şey değildir. Eğitim, hayatın tamamıdır.
Ve bu hayatın merkezinde öğretmen vardır.
Eğer bir toplum öğretmenine hak ettiği değeri verirse, geleceğini de güvence altına alır.
Bugün yapmamız gereken şey aslında çok basit: biraz daha dikkat, biraz daha sorumluluk, biraz daha saygı.
Çünkü bazı değerler kaybolmaz, sadece hatırlanmayı bekler.
Öğretmenlik bir meslek değil, bir salih ameldir. Ve bu emaneti korumak hepimizin görevidir.
İyiki varsınız eli öpülesi öğretmenler...

Not:Yoğunluğumdan dolayı bundan böyle yazılarımı aksi bir durum olmadığı sürece her hafta değil; 15 gün aralıklarla yazacağım. Anlayışınız için teşekkür ederim.

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • HMS
    2 hafta önce
    “Yazı çok net bir gerçeği yüzümüze vuruyor: Eğitim sadece öğretmenin omzuna bırakıldığında eksik kalır. Aile, toplum ve öğretmen aynı dili konuşmadıkça çocuk ne bilgiyi anlam***dırabilir ne de değer duygusunu geliştirebilir. Sınav başarısını kutsarken insan yetiştirmeyi ihmal ettiğimiz sürece, sorunlar büyüyerek devam eder. Asıl mesele, çocuğa ne öğrettiğimiz değil; ona nasıl bir insan olma zemini sunduğumuzdur.” “Eğitim sınav kazandırıyorsa değil, insan kazandırıyorsa anlamlıdır.” “Bu anlamlı ve düşündürücü yazı için teşekkür ederim. Hepimize önemli bir sorumluluğu hatırlattınız.”