Biraz Şehir, Biraz Dünya, Biraz İnsan…
Bazen bir haftaya çok şey sığar. Şehirden dünyaya, insandan doğaya uzanan küçük ama önemli hatırlatmalar…
Bazen bir haftaya çok şey sığar.
Ve insan, hepsini tek tek düşünmek yerine içinden geçenleri olduğu gibi yazmak ister.
Bu da öyle bir yazı…
Hafta sonu arkadaşlarla Sarısu Piknik Alanı’na gittik.
Doğa her zamanki gibi cömertti.
Ağaçlar, deniz, serinlik… Her şey yerli yerindeydi.
Eksik olan tek şey insandı.
Daha doğrusu, insanın doğaya olan saygısı.
Geride bırakılan çöpler, gelişi güzel atılmış plastikler, söndürülmeden bırakılan ateş izleri…
İnsan bakınca şunu düşünmeden edemiyor:
Biz burayı sadece kullanıyor muyuz, yoksa tüketiyor muyuz?
Oysa çok basit bir gerçek var:
Bugün kullandığımız o alanı, yarın yine biz kullanacağız.
Biraz daha dikkatli olsak, biraz daha özenli davransak…
Gerçekten ne kaybederiz?
Şehirden biraz uzaklaşıp dünyaya bakınca ise manzara daha da ağırlaşıyor.
Gazze’de yaşananlar artık sadece bir “haber” değil.
Bir insanlık meselesi.
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları,
ardından İran’a karşı yükselen gerilim,
ve bu sürecin tam merkezinde emperyalist, katil Amerika ve İsrail…
Bunlar sadece jeopolitik hamleler değil.
Bunlar zalimin mazlum üzerindeki baskısının,
modern dünyadaki yeni adı:
Emperyalizm.
Ama en acı olan şu:
Her gün onlarca insan hayatını kaybederken,
dünya bunu izlemeye alışıyor.
Alışmak…
Belki de en tehlikeli hâlimiz bu.
Hayatın bir de güzel tarafları var.
Hafta sonu kıymetli şair – yazar Şakir Kurtulmuş abimiz evlendi.
Düğünde fotoğraflarında dikkatimi çeken şey sadece mutluluk değildi.
Bir araya gelen insanlar,tanıdık tanımadık bir çok şair, yılların dostluğu, samimiyet…
Bir şiirin içine girer gibi hissettim kendimi.
İnsan bazen bir kalbe sığınır, bazen bir ömre…
Şakir ağabeye ve kıymetli eşine bir ömür boyu huzur, anlayış ve gerçek bir yol arkadaşlığı diliyorum.
Çünkü bazı insanlar evlenmez sadece,
bir hikâye kurar.


FACEBOOK YORUMLAR